• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Dini ve İlmi Araştırmalar Merkezi

Ya Rabbi!! Ben Pişmanım.. Yaptığım bütün günahlarımdan.. Keşke yapmasaydım.. İnşaallah bir daha yapmam!!
Fıkhi Konular
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam12
Toplam Ziyaret637
SÖZLÜK

Sevğinin Birinci Bağı İMAN'dır

Lüğatte "İman: Güven almak, güven vermek" manasında olunca lüğat manasına nazaran, "Rasulullah'ın iyiden iyiye cüzleriyle talim ettiği iman: Kesin kararla bir insanın: "İmanın altı, İslamın beş esası hak ve gerçektir, inandım." demesiyle Allah ve O'nun Rasulü'ne güven vermesi, Peygamber'in dili üzere Allah ve O'nun Rasulü'nden güven alması ve "Gerçek Mü'min, kanları ve malları üzerinde halkın kendisine güvendiği kimsedir" hadis-i şerifinin hükmünce halkın nezdinde dahi güvenilir olması" demektir.
"İman, kalble bilmek=hak ve gerçektir diye hükmetmek, dille ikrar etmek, dini esaslarla amel etmektir" diye hadis-i şerifte buyrulduğu üzere "Istılahi ve şer'i manasına nazaran Peygamber'in Allah Teala Canibi'nden getirmiş olduğu dini hükümlerin hak ve gerçek olduğunu kalben tasdik, dille ikrar etmek" diye tanıtılmaktadır.
"Tasdik, müsbet bir şeyin, kalben kesin kararla hak ve gerçek olduğuna hükmetmektir."
İmanın lüğat ve şer'i manası itibarıyla inanan Müslüman, "Kalbinde doğruluğuna hüküm ettiği halde Allah'tan başka azabından korkulan, zatıyla yahud nimetiyle sevilen ve Rabb olması sebebiyle tapınılan hiçbir ma'bud olmadığına ve Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet eden hiçbir kimse yoktur ki, Allah da onu ateşe haram etmemiş = ondan ateşi uzaklaştırmamış olsun." buyrulan hadis-i şerifle güven almakta ve müjdelenmektedir.
"Sana zikri = bütün yönleriyle Kur'an'ın hükümlerini indirdik, ta ki insanlara inen hükümleri beyan edesin; ve iyiden iyiye akıl erdirip Sana itaat etmeleri için." buyrulan ayet-i kerime indiğinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: "Benden sorun, Benden sorun." diye buyrulunca ashab, heybetine kapıldılar, bütün dikkatlerini kendisine verdiler.
O anda üzerinde yorgunluk, ter gibi sefer eseri bulunmayan, simsiyah saçlı, bembeyaz elbiseli bir genç, gelişiyle ashabın dikkatlerini kendine çekti.
Genç duraklayınca, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem gence = Cibril'e üç kere: "Yanaş" diye işaret etti. Genç, bedevi gibi çalımlı çalımlı Rasulullah'ın yanına varıp diz çöktü, dizlerini Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in dizlerine dayadı; sonra:
"Ya Muhammed! Bana imandan haber ver." dedi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ashabın öğrenmesi için imanı, oluşturan cüzleriyle tarif ederek:
"Tanıdığım iman, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, rasullerine, ahiret gününe, bir de kaderin hayrına ve şerrine inanmandır." diye buyurdu.
Genç: "Doğru söyledin. Bana tanıdığın İslamdan haber ver" dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabın öğrenmesi için İslamı, oluşturan cüzleriyle tarif ederek: "Tanıdığım islam, (a) Allah'tan başka azabından korkulan, zatıyla yahud nimetiyle sevilen ve Rab olması sebebiyle tapınılan hiçbir ma'bud olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmendir. (b) İhlas üzere ta'dil-i erkanla Peygamberin tarifine uygun namazı yerli yerinde kılmandır. (c) Zekatı vermendir = malından belli bir cüz'ü belli şahısların mülküne geçirmendir. (d) Ramazan orucunu tutmandır. (e) Ona yol bulsan, Beyt-i Muazzama'yı haccetmendir." diye buyurdu. Genç :
"Doğru söyledin. Bana tanıdığın ihsan=bütün özellikleriyle iyilikten haber ver." dedi. Rasulullah: "Tanıdığım ihsan = bütün özellikleriyle iyilik: Kendisi'ni görürcesine Allah'a ibadet etmendir. Sen her ne kadar O'nu görmezsen de, hiç şübhesiz O seni görmektedir." buyurdu. Genç = Cibril:
"Öyleyse bana kıyametin kopacağından haber ver" dedi Rasulullah:
"Kıyametin ne zaman vuku' bulacağından sorulan, sorandan daha bilgin değildir." diye buyurdu. Genç:
"Öyle ise bana alametlerinden haber ver." dedi. Rasulullah:
"Köle cariyenin, efendisi kadını doğurmasıdır. Bir de yalın ayak, çıplak, fakir koyun çobanlarının, yaptıkları binaları uzatmakta yarış yaptıklarını görmendir." diye buyurdu.
Sonra soru soran genç kalkıp gitti.
Biraz sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Ey Ömer! Soru soranın kim olduğunu bildin mi?" diye sordu.
Hazreti Ömer: "Allah ve O'nun Rasulü daha iyi bilendir." deyince, Rasulullah:
"Gerçekte O Cibril'di. Size geldi; Dini işlerinizi size öğretti." diye buyurdu.

"İman süslü görünmek, boş temennilerde bulunmak değil; bilakis amelin doğruladığı, iman, kalbde yerleşen tasdik ve güzel ahlak melekesidir. Salih ameli işlemeksizin güzel söz söyleyenin sözünü Allah Teala reddeder. Salih ameli işlemekle birlikte güzel söz söyleyen kimsenin ameli, sözünü Allah Teala'nın kabul dergahına kadar yükseltir. Bunun şahidi de: {...Allah'ın huzur dergahına güzel söz yükselir; salih amel de güzel sözü yükseltir = geçerli kılar..} diye buyrulan Allah Teala'nın sözüdür." diye hadisi şerifte buyrulduğu üzere iman, "Müslümanım" diye iddia etmek, sempatizm süsüyle görünmek, boş temennilerde bulunmak, inancını sadece kalbinde yaşatmak değildir; bilakis gerçek imanın, onlarsız gerçekleşmeyeceği şartlar vardır; bunlar:
1-Ğayba iman etmek, yani görmeksizin imanın altı rüknünü kalben tasdik etmek, yani içtenlikle hak ve gerçektir diye görürcesine karar vermek ve hükmetmek,
2-İnanılması gereken esaslara Peygamberimiz'in ve ashabının tarifine göre inanmak,
3-Allah Teala'nın azabından korkmak ve O'nun rahmetine ümid bağlamak,
Yani Dinimizin emirlerinin yerine getirilmesi karşılığında sevabın verilmesine inanmak,
Dinimizin yasakladığı şeyleri işleme karşılığında da cezanın verilmesine inanmak,
4-Allah Teala'nın emirlerinin gereği yerine getirilse  bile azabından korkmak; şirk, küfür ve nifak müstesna olmak üzere büyük günah işlenilse bile Allah Teala'nın rahmetinden ümit kesmemek,
5-Hiçbir şübheye girmeksizin ölünceye kadar iman üzerinde sebat etmek; küfre sebeb olabilecek şeylerden kesinlikle sakınmak olmak üzere beş şarttır.

Rükün = esasları ise:
1-Peygamberimiz'in tarif ettiği şekilde Allah Teala'nın Varlığı'na, Birliği'ne ve kemal sıfatlarına inanmak,
2-Nurdan yaratılan meleklerin varlığına inanmak,
3-Kitaplarının hükümlerinin her zamanda hak ve geçerli olduğuna inanmak,
4-Enbiya-i izam ve rusul-ü kirama, yani peygamblerlerin zatlarına, kemal sıfatlarına inanmak,
5-Kaza ve kadere yani hayr ve şerrin Allah Teala'nın icadı, hüküm ve takdiriyle olduğuna inanmak,
6-Ahiret gününe, yani ölümden sonraki bedenle haşre gitmenin, hesab, kitab, mizan, sırat, cennet ve cehennemin varlığına inanmak olmak üzere altı esastır.
Şart ve rükünlerine uygun, "Rasulullah'ın tarifi üzere Allah'a ve Rasulullah'ın Allah'tan getirdiği dinin bütün hükümlerine inandım." diyen kimseye "Mü'min" ismi verilmektedir. Ve:
"Gerçek iman edenler, ancak öylelerdir ki, hiçbir şübheye sapmaksızın özü, sözü, filiyle Allah'a ve O'nun Rasulü'ne iman etmişler = etmektedirler; sonra canlarıyla, mallarıyla Allah yolunda cihad etmişler = etmektedirler. İşte öyleler, onlar, sadıkların ta kendileridir." buyrulan ayet-i kerime ve:
"Sevabını umduğu için, gerçek Mü'min bir iyilik işlediği zaman, işlediği iyiliği kendisini sevindirir; azabından korktuğu için, bir kötülük işlediği zaman kötülük işlemesi kendisini üzer." diye buyrulan hadis-i şerifte gerçek Mü'min vasıf olarak dahi tanıtılmaktadır.
"Dünyada imanla, Allah ve Rasulü'nün sevgisiyle kalbi süzülen güvenilir Mü'minler üç sınıf üzerindedirler:
(a) Allah'a ve O'nun Rasulü'ne iman ettikten sonra asla şübheye sapmayan, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenlerdir.
(b) İnsanların, malları ve nefsleri üzerinde kendisine güven bağladıkları kimsedir.
(c) Sonra nefsinin etkilenip göz dikerek şiddetle arzuladığı şeyleri Allah'ın korkusundan bırakan kimsedir."
buyrulan hadis-i şerifte gerçek Mü'minlerin üç tabaka olduğu bildirilmektedir.
1-Büyük küçük günahlardan sakınan, hiçbir şübheye sapmaksızın cihad eden yani her türlü islami hizmette ciddi çalışan hass-ul-havas tabakasıdır.
2-Allah ve O'nun Rasulü'ne verdiği güven ve sözleşmesi üzerine sebatla insanların nezdinde de güvenilir sayılan has tabakasıdır.
3-Avam tabakasıdır; avam tabakası da:
a-Nefs ve şeytanın tolusuna yakalanması anında Allah için günahları bırakan, akabinde zikir ve ibadete sarılan, hayrlı iş işlemesiyle sevinen, günah işlemesiyle üzülen, tevbeyle Allah'a sığınan, avamın üst tabakası;
b-İmanda hiçbir şübheye sapmadan, helali haram ve farzları hafif görmeden, nefsinin tolusunun etkisi altında kalarak bazen itaatkar, bazen asi, bazen mücahid, bazen mürai, bazen tevbeyle dizginini çeken abid, bazen tevbesini bozmakla dizginini salıveren alt tabakası olmak üzere iki kısımdır.