• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Dini ve İlmi Araştırmalar Merkezi

Yazıların hepsi kitaplardan nakildir...
Fıkhi Konular
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam4
Toplam Ziyaret283
SÖZLÜK

BED'UL-EMALİ

BED’U-L-EMALΠ  MANZUMESİ

1-İmlânın başlangıcında, incilerin dizilişi gibi manzum tevhîd için kulu söyler.

 2-Mahlukâtın Ma’bûdu, Yardımcısı ve Ulu olan Mevlâmız Kadîmdir. Bütün kemal sıfatlarıyla vasıflanır.

 3-O hayat sahibidir. Âlemin tedbîr ve takdîrindedir. Hakk’tır, vardır. Ve Celal sahibidir.

 4-Rabb’imiz, hayrı da şerri de irade edicidir. Lakin, hile ve kulunun çirkin işine rızası yoktur.

 5-Allah Teâlâ’nın sıfatları, Zât’ının aynısı yahud Kendisinden ayrılmaya yararlı gayrı de değildir.

 6-Allah Teâlâ’nın Zâtî ve fiilî sıfatlarının hepsi kadîm ve ezelîdir. Zeval bulmaktan münezzehtir.

 7-Allah Teâlâ’yı eşyaya benzemez, altı cihetten münezzeh şey ve zat diye isimlendiririz.

 8-Ehli basîret olan en hayrlı ehlin nezdinde, isim, sahibinin gayri değildir.

 9-Rabb’imiz Teâlâ cevher, cisim, kül, ba’z yani cüz, zarf ve zarfa sığan değildir.

 10-Zihinde bölünmeyi kabul etmeyen bir cüz vardır, ey dayı oğlu. (Veyahud) Ey şübheci.

 
11-Kur’an mahluk değildir. Allah Teâlâ’nın kelamı, söz cinsinden münezzehtir, yücedir.

 12-Arşla temas ve bitişmek vasfı olmaksızın, arşın Rabb’i arşın fevkindedir.

13-Rahman olan Allah Teâlâ’ya teşbih, bir yol değildir. Binaenaleyh ehli (sünneti) bundan koru.

 14-Deyyân (yani cüz ve kül üzerine kulunu hesaba çeken, ceza veya mükafat veren) üzerinde zaman geçmez. Tebeddül ve tağayyür, yani bir sıfattan diğer bir sıfata nakolunması da yoktur.

15-İlahî Teâlâ, kadından, evladan, eşten münezzehtir. Bunlara muhtac değildir.

16-Böylece yardımcı ve yardıma da muhtac değildir. O kahır ve azametiyle tektir.

 17-Mahlûkunu cebren öldürür ve diriltir. Onları iman ve amelleri üzere mücazat veya mükafatlandırır.

18-Hayrı işleyenlere cennet ve nimetler vardır. Kafirlere en şiddetli azaba ulaşmak vardır.

 19-Cehennem ve cennet fani olmazlar. Cennetliler ve nimetleri cennetten, cehennemliler ve azabları cehennemden naklolunmazlar.

 20-Ahirette mü’minler O’nu keyfiyetsiz ve benzersiz, temsilsiz ve teşbihsiz olarak göreceklerdir; dünyada O’na iman ettikleri gibi.


21-Gördükleri vakitte, cennet ve nimetlerini unuturlar. Ey (kavm). Ehli i’tizâle yazıklar olsun.

22-Mahlukunu doğru yola sevkeden mukaddes ve müteâlî olan Allah Teâlâ’ya kulu hakkında en aslahı (en yararlıyı) yaratması vacib değildir.

 23-Sûret-i kat’iyyede rasûllerin ve serefli meleklerin tasdîki farz-ı ayndır.

24-Nebilerin sonuncusu, Sadr-ul-Muallâ Nebîdir ki, Hâşim oğullarından Cemal sahibidir. Şuhud aleminde son, ruh âleminde ilk, âlî ve yüce rasûldür.

 25-İhtilafsız olarak O, nebilerin imamıdır. İnsanların hülâsâsı ve zübdesidir. Bunda hiç şübhe yoktur.

26-Hazreti Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in şeraiti ve dini kıyamete kadar bâkîdir. Her zamana, her merhâleye kafi kanundur.

 27-Mi’rac işi hak ve doğrudur. Çünkü vukûu hakkında meşhur ve âlî hadisler vardır.

 28-Gerçekte nebiler, kasdî olarak isyan etmekten ve mertebelerinden kovulmaktan masum ve emindirler.

 29-Hiçbir zaman köleden, kadından, sihir, yalan gibi yapmacık şeyleri yapanlardan nebiler olmamıştır.

 30-İskender Zülkarneyn, Lukman Hekim nebi midir, değil midirler; bilinmedi. Mücadeleden sakın.

 

31-Ve Îsâ aleyhisselam ilerde gelip Deccalı öldürecektir. Deccal fitne sahibi bir ehli fesaddır.

 32-Velîlerin kerametleri dünya diyarında haktır. Onlar Allah Teâlâ’nın bağışlarına ehildirler.

 33-İddia olarak da mertebe olarak da hiçbir zaman hiçbir velî, nebîden üstün olmadı.

 34-Ebû Bekr Sıdd^ık’in ashab üzerine tercihi gerçektir, bunda ihtimal yoktur.

 35-Tercih ve fazilet hususunda Hazreti Ömer-ul-Faruk’tan sonra, âlî mertebe sahibi Hazreti Osman’dır.

 36-Hakikaten iki nur sahibi Osman, savaş saflarında Kerrâr’dan daha hayrlı idi.

 37-Bundan sonra fazilet, Kerrâr olan Hazreti Ali’yedir. Diğer bütün ashabdan üstündür. Başkaya bakma.

 38-Hazreti Ayşet-us-Sıddîka’nın, bazı hasletlerde Fâtımat-ut-Zehrâ’dan üstünlüğünü bil.

 39-Çok fesadcılık çıkaran ve mutaassıblardan başkası, Yezid’i ölümünden sonra tel’in etmemiştir.

 40-Keskin kılıç gibi delillerle taklid edenin imanı muteberdir.

 

 41-Akıl sahiblerine Âlî ve süflî âlemi yaratanı bilmemek mazeret değildir.

 42-Ümidsizlik halinde hiçbir şahsın iman etmesi makbul değildir. Çünkü Allah Teâlâ’nın emrine imtisal olunmamıştır.

 43-İbadet ve taat, imanın cüz’ünden sayılmamaktadır.

 44-Şu halde katl, zina ve hırsızlıktan dolayı bir kimsenin küfrüne ve mürtedliğine hükmedilmez.

 45-Bir zaman sonra dahi dinden çımaya niyet eden, derhal dinden çıkar.

 46-İtikad etmeksizin dahi küfre sebeb olabilecek bir lafzı irade ile söylemek küfürdür. Gaflet mazeret değil.

 47-Sekir halinde sarhoşun kasıdsız hezeyan ve lakırdılarından küfrüne hükmedilmez.

 48-Ma’dûm, hilâlin bereketi gibi zahir olan fıkhî delille görülen ve şey değildir.

 49-Mükevven (yaratılan) ve tekvîn (var etmek, yok etmek) ayrı ayrıdır, bir tek şey değildir. Gözdeki sürme gibi bunu tut.

 50-Her söz, sahibi olan buğzedici, sözümden tiksinse dahi, haram da helal gibi rızktır.

 

51-Kabirde her şahıs Rabb’inin tevhîdinden sorulmakla mübtelâ olacaktır.

 52-Kafirler ve fasıklar için fenalık işlemeleri sebebiyle kabirdeki azablarına hüküm edilecektir.

 53-Mü’minlerin cennete girmeleri Rahman’ın fazlıyladır, ey  emel sahibleri.

 54-Haşre gönderildikten sonra hesaba çekilmek haktır. Binaenaleyh vebalden son derece sakın.

 55-Ve kitablar veriliyor; kimisinin sağ tarafından kimisinin solundan kimisinin de arkasından.

 56-Amellerin tartılması ve sırat köprüsünün üzerinden geçilmesi de haktır, yalansız.

 57-Dağlar gibi büyük günah işleyenlere hayrlıların şefaati umulur.

 58-Dualar için apaçık tesirler vardır. Halbuki dalâlet ahalisi inkar ederler.

 59-Dünyamız ve heyûla (yani madde ve aslı) sonradan var olmuşlar. Heyulâ’nın aslı yoktur. Şevkle bunu al.

 60-Cennet ve cehennem yaratılmışlardır. Onların varlığı üzerine birçok zamanlar ve haller geçmiştir.

 

 61-Kötülük, günah işlemekten dolayı hiçbir mü’min (tevbesiz ölse dahi) ahirette ebedî olarak ateşte kalmaz.

 62-Tevhîde garib bir surette libas giydirdim; helal sihir gibi sureti bedi’dir.

 63-Ruhları müjdelemiş gibi kalbi coşturur. Saf su gibi ruha hayat verir.

 64-İçine dalın, ezberleyin. (Böylece kuvvetli olarak) itikad edin. Birçok bağışlar cinsine nâil olursunuz.

 65-Zaman zaman dua  ve  hayrla yadetmek hususunda (özellikle) tezarru’ zamanında fakire yardımcı olun.

 66-umulur ki Allah Teâlâ Onu fazl u keremi ile afuv eder. Ve nihayet Ona saadet verir.

 67-Gerçekte ben de vakitte Allah Teâlâ’ya niyaz ederim, bir gün bana hayrlı dua edene.

 


Yorumlar - Yorum Yaz